Kısa kararla icra takibi yapılamaz.

Mahkemenin verdiği kısa kararla ilamlı veya ilamsız icra takibi yapılamaz. Gerekçeli kararın icra takibine konu edilmesi gerekmektedir.


Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2010/11912 E. 2010/24886 K.

 

MAHKEMESİ : Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 30/03/2010

NUMARASI : 2010/141-2010/468

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Ara kararları İİK’nun 68. maddesindeki belgelerden olduğundan ve kararın bütününü ihtiva ettiğinden genel haciz yolu ile takibe konulmaları mümkün ise de, davanın sonunda verilen ve tefhim edilen kısa karar ara karar olmadığı gibi, gerekçeli kararla da bütünlük arz ettiğinden müstakilen infaza konulamaz. O halde mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ  : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),  26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/5604 E. 2019/2342 K.

 

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Borçlu vekili şikayetinde; icra emrinde talep edilen alacağın ……. sayılı dosyasının 17/11/2015 tarihli duruşmasında verilen tedbir nafakası ara kararına ilişkin olduğunu, ancak bu ara kararının ilamlı icra takibine konu edilmesinin mümkün olmadığını ayrıca takip konusu alacağın bir kısmını takip tarihinden önce ödediğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece ara karara dayalı ilamlı icra takibi başlatılabileceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, karara karşı borçlunun temyiz isteminde bulunduğu görülmüştür.

İİK’nun 38. maddesinde, ilam mahiyetini haiz belgeler “Mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borç ikrarına havi resen tanzim edilen noter senetleri ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler” olarak sayılmış olup bu düzenlemede mahkeme ara kararlarının ve kısa kararlarının ilam niteliğinde olduğu belirtilmemiştir. Ayrıca ara kararları İİK’nun 68. maddesindeki belgelerden olduğundan ve kararın bütününü ihtiva ettiğinden genel haciz yolu ile takibe konulması mümkün ise de, davanın sonunda verilen ve tefhim edilen kısa karar gerekçeli kararla bütünlük arz edeceğinden müstakilen ilamsız takip yolu ile veya ilamların icrası yolu ile müstakilen infaz edilemez.

Bu durumda Mahkemece takip tarihindeki durum ve dayanak belge nazara alınarak, ara karara dayalı olarak ilamların icrası yolu ile takip başlatılmayacağı ve icra emri gönderilemeyeceği yönündeki borçlu şikayetinin kabulü ile, icra emrinin iptaline karar verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/02/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/5776 E. 2015/2387 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/56 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu davalılar aleyhine hükmedilen tazminatın davalılardan tahsili amacıyla …. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5233 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili, takibin gerekçeli karar beklenmeden yapıldığını, kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılıklar olabildiğini, kısa kararda yer almayan hususların takibe konu edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kabulüne, …. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5233 sayılı takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, itirazın iptali davasıdır.

Davacı vekili, davalılar aleyhine … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/56 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açmış, mahkemenin 26.02.2013 tarihli kararı ile davalılar aleyhine 40.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, davacı vekilince kısa karar …. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5233 sayılı takip dosyası ile ilamsız takibe konu edilmiş, davalılarca takibe süresinde itiraz edilmesi üzerine davacı vekilince eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.

6100 Sayılı HMK’nun 114/1-h-ı maddelerine göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması ile aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması dava şartlarından olup mahkemece resen dikkate alınması gereken hususlardandır.

Ayrıca mahkeme ara kararları İİK’nun 68. maddesindeki belgelerden olduğundan ve kararın bütününü ihtiva ettiğinden genel haciz yolu ile takibe konulması mümkün ise de; davanın sonunda verilen ve tefhim edilen kısa karar gerekçeli kararla bütünlük arzettiğinden müstakilen infaza konulamaz.

Somut olayda, davacı vekilinin daha önce davaya konu takipte bahsi geçen alacağını …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/56 Esas sayılı dosyası ile talep ettiği, yani icra takibine konu alacağın daha önce dava yolu ile davalılardan talep edilmiş olduğu, mahkemece 40.000 TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, davacı vekilinin gerekçeli karar yazımını beklemeden kısa kararı genel haciz yolu ile takibe koyduğu anlaşılmakla, mahkemece davacının dava açmada hukuki yararının bulunmaması ve derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde yanlış gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetli değildir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı 27,70 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 10.02.2015 günü oybirliğiyle karar verildi.

Bir yanıt yazın